Çin Ekonomisi ve Dünya Üzerinde ki Etkileri
Aralık 29, 2018
Doğukan Kozba
Paylaş

Çin’in ekonomi alanında yaptığı devrimi kabul etmemek büyük bir hatadır. Birçok ekonomist bundan 30 yıl önce Çin’i takip etmese de artık etmek zorunda. Çin hakimiyetini yıllardır katlanarak arttırmaktadır. ABD ile girdiği ekonomik savaşta da uzun süre direnmesi bunun en büyük kanıtı.

Çin hükümeti ekonomiyi ve politik sistemi baskı ile yönetiyor. Hisse fiyatları düşme eğilimine girdiğinde borsa durdurulabilir veya para biriminin değeri tamamen hükümetin isteğine göre ayarlanır. Çin, istediği yabancı kuruluşa da el koyma hakkına sahiptir ki daha önce bu uygulamayı yapmıştır.

Çin’in mevcut başkanı Xi Jinping ise diğer büyük devletlerde olduğu gibi koltuğunu sağlama almak için birçok hamle yapmış durumda. Başkan, iki dönem limitini kaldırarak en az 2023 yılına kadar koltuğunu garantilemiş durumda. Çin için bu durum alışılmış değil çünkü ülkede 10 yılda bir tüm siyasiler, askerler ve istihbarat gibi önemli kurumlar baştan aşağı yenilirdi.

Çin’i Çin yapan en önemli noktanın anayasa olduğunu da belirtmekte fayda var. Jinping hükümeti eğer anayasayı bu şekilde değiştirmeye devam ederse ülkede çatlak seslerin sayısı da artacaktır.

Çin’i sürekli olarak takip etmek her yatırımcı açısından çok önemlidir. Bu yazıyı yazmamız da ki en önemli sebepte bu. Çinli şirketler dolaylı yoldan da olsa yatırım araçları üzerinde etkiye sahipler. Çin’in aldığı bir karar ülkemizi bile direkt olarak etkileyebilir.

Borç Seviyeleri ve Şirketlerin Durumu

Çin hükümeti borçları artan şirketlere direkt olarak uyarı verebiliyor. Anbang Insurance Group isminde ki sigortacılık ve finans kuruluşu Haziran ayında yüksek borçlanma sebebiyle uyarı alan şirketlerden birisiydi. Hükümet, özel olarak görevlendirdiği bir ekip göndererek şirketin son bir yılda ki finansal geçmişini inceledi ve nakit akışını azaltması talebinde bulundu.

Şirket, ekibin önerilerine uymayınca devlet tarafından el koyuldu ve şirketin yönetim kurulundan birçok isim tutuklandı. Hükümet bu tarz uygulamalar yaparak kendini korumaya alıyor. Diğer yandan bu tarz uygulamalar özel şirketlerin piyasaya girmesinde ki en büyük engel.

Borç-GSYH oranına baktığımızda ise Çin’in ürettiğinden daha fazla borçlandığı açıkça görülüyor. Birçok uzman ise Çin’in büyüme oranını azaltması yönünde baskı yapıyor. ABD’de bu oran %105, AB ülkelerinde %86 ve ülkemizde ise %28 seviyelerinde.

Çin hükümetinin bir diğer uygulaması ise şirketleri borçlandırıp yurt dışında ki varlıklara el koyması. Örnekte verdiğimiz şirket ABD’de de 2 milyar dolara bir otel satın almıştı. Ülke, şirkete el koyunca otelde otomatik olarak Çin hükümetinin eline geçmiş oldu.

Ülkede ki kanunlar gereği bir Çin vatandaşının dışarıya dolar çıkarmasında da limit bulunuyor. Ülke kripto paralara karşıda sert bir tutum izliyor ki bunun en büyük sebebi kripto paraların anonim olması ve dışarıya çok daha yüksek miktarlarda para çıkarılmasına imkan sağlaması.

Çin ve Borsa İlişkisi

Çin hükümeti borsa üzerinde de söz sahibi. Hükümet hisse senetlerinin değer kaybetmesini önlemek adına satışları durdurma kararı almıştı. Benzer kararları daha önce de birçok kez alınmıştı.

Hükümet belirli dönemlerde paranın değerini de düşürüyor. Paranın değeri düştükçe birçok üretim sektöründe söz sahibi olan ülke yurt dışına daha rahat mal satabiliyor. Çok fazla satışta Çin hükümetinin dolar depolamasına sebep oluyor.

Ülkede ki en büyük sorun ise nüfusun ve hava kirliliğinin fazla olması. Ülkede kömür tüketimi çok yüksek olduğu için hava kirliliği de yüksek. Ülkede ki üretim tesisleri ise yüksek miktarda demire ihtiyaç duyduğu için Çin ile demir ticareti yapan ülkeler sadece demir ticareti sebebiyle bile uzun süre ayakta kalabiliyor.

Başkan Xi Jinping ticarete açık bir profil sergilese de Çin’in arka planda ki yüzü çok farklı. Birçok ülke Çin ile ticaret yaparken çok dikkatli hareket ediyor. Ülkenin başkanının elinde bulunan muazzam güç sebebiyle de şirketler ülkede yatırım yaparken oldukça temkinli yaklaşıyorlar.